Archive for September, 2011

Üniversiteyi yarıda bırakanlara

Bugün bir arkadaşımın paylaştığı yazı doğrultusunda dayanamadım yazasım geldi. Yazıyıda takdim edeyim efendim, wiki sayfasından bakabilirsiniz. Bu yazıdaki özellikler “Üniversite Konferansı” yazı dizisi dikkat çekiyor. Bu yazıda biraz siyaset birazda global dünyadan bahsetmek istiyorum.

 

Yazıyı okumuş kabul ederek devam ediyorum. Zengin insanlar ve zengin oluş tarihçelerini bir çoğumuz hayretle okumaktayız. Büyük bir kısmı üniversiteyi yarıda bırakmış ve sadece ilgilenmek istedikleri alan hakkında araştırmaya girmişlerdir. Şimdi bizim ne yapmamız lazım veya bunları okuyup gazamı gelmemiz lazım, tabiki değil. Ben kendi toplumumuz ve Türkiye şartlarından yola çıkarak şu fikri çıkarıyorum. Ülkemizdeki olaylar ve ekonomik şartları göz önünde bulundurursak bu yaptığımız pek kayda değer olacağını düşünmüyorum. Türkiyede her insan potansiyel bir siyasetçidir ve herkes kendi kafasına göre bir çok konuda fikir yürütmektedirler. İşte asıl ip burda kopmaktadır. İşin temelinde bir çok okumayan bir topluluğun medya ve çevresindeki insanlar doğrultusunda fikir edindikleri ve kendilerince harmanlayıp kendilerine göre görüş sahibi olduğu bir milletin içinde yaşamaktayız. Ülkemizin insanlarını destekleme konusunda herkes yaşamıştırki pek yardımcı olmamaktadır daha çok köstek olmaktadır. Örnek aramak gerekirse bir sürü bulabiliriz, eğitimden devam ettiğimiz için en güzel örneklerden birisi; ilk öğretim sisteminin sürekli değişmesi, liseye geçiş ve liseden üniversiteye geçiş sınavlarının eğitim kalitesini arttırmadan sürekli değişmesi şeklinde uzayıp götürebilirim. Arkadaşlar Türkiyede eğitim insanı geliştirmek için bir araç değildir, sadece kendimizi geliştirmemiz için bize ayrılmış bir süredir. Yurt dışında üniversite okumayan bir insanın zenginlik hikayesini okurken bir kez daha düşünmemiz gerekir.

 

Üniversite lise, ilk öğretimdeki unutmamız için gereken kısa bir dönemdir. Üniversitede kimse bizi yönlendirmez kimse işimize karışmaz, istediğimiz gibi yaşarız bu seneleri. Bizim üniversiteden, liseden, eğitimden önce kendi iç dünyamızda ileriki yaşantımız için bir hedef yada nerede olmak istediğimizi temsil eden düşünceye sahip olmamız gerekir. Bir insan bol para kazanmak için geliyorsa üniversiteye evet o insanın üniversiteyi bırakması doğru bir karardır. Hedefin para olduğu bir düşüncede eğitimin olması bana saçma gelmektedir. Üniversite hedef belirlediğiniz bilim dalında kendinizi uzmanlaştırmak için kurulmuş eğitim kurumlarıdır. Temelde bu şekilde olsada içinde öğrettikleri gerçekten tartışılabilinir. Peki bu saçma gelen öğretiler için üniversiteyi bırakıp türkiye ekonomisine ve karın doyurma derdine düşmek istediğinize eminmisiniz? Gerçekten hedef belirlediği bilim dalında birşeyler öğrenmek ve icraat göstermek isteyen insan üniversite hayatı boyunca kendini olabildiğince geliştirir ve sorgulayabildiği gibi sorgular. Elimizin altında çok büyük bir nimet var, oda internet. Oyun oynamayı bırakıp lütfen biraz araştıralım ve bilgilenelim.

 

Üniversiteyi bilim ile uğraşmak isteyen bir insan için gereksiz görmek bana saçma gelmektedir. Türkiye şartlarında üniversitenin meslek sektörü olduğu günümüzde ilk olarak paramı yoksa bilimmi diye karar vermemiz ve bilimi seçen insanlar olarak üniversite hayatımızı sonuna kadar kullanmamız gerekir. Lafı çok uzattım toparlamak istiyorum artık. Üniversite bizi biryerlere taşımak için değil kendimizi geliştirebilmemiz için verilen dört seneden ibarettir. Elimizdeki kaynakları kullanarak kendimizi geliştirmek bize kalmıştır, üniversiteden umut bekleyenler daha çok beklerler 🙂

 

NOT: Aslında aktarmak istediğim daha çok şey vardı ancak hepsini bir yere bağlayıp doğru kelimeleri kullanmam için üstünde daha fazla durmam gerekir. Bu sadece üstün körü yazılmış, aklıma gelenleri aktardığım bir yazıdan ibarettir.

 

Yukardaki wiki linkini görmeyenler için linki şu şekildede paylaşayım. http://tr.wikipedia.org/wiki/Larry_Ellison

Codeigniter ve PHP

 

Nedir bu Codeigniter? Yazılım bilmeyen birine anlatması güç olabilir. Kaba tabiri ile bir çok kodu sıfırdan yazmamızı kurtaran bir meret.

 

Kendi iç yapısından bahsedecek olursak, MVC ( Model View Controller) mantığı ile çalışmaktadır. Bu kalıpları kısaca şu şekilde bahsedebiliriz; Model: Veri tabanı işlemlerimizin yapıldığı yerdir, View: Programımızın tasarım kodlarının bulunduğu alandır, Controller: View ile model arasında bir köprüdür ve ne yapılacağını modelde controllerda buraya sorar.

 

MVC mantığına uyan birtek codeigniter yok, Zend var, Symfony var… Daha bir sürü sayabilriz. Php için mvc mantığındaki frameworkleri wikiden bulabilirsiniz. Codeigniter’ı seçmemdeki sebep, az yer kaplaması, basit olması, sisteme çok fazlsa yüklenmemesi olarak sayabiliriz. Uzun süredir inceliyorum codeigniter’ı ama tam olarak içine girip kurcalamam sadece bir haftalık bir zaman dilimine ait.

 

Bir haftalık dilimde incelediğim kadarıyla büyük projeler haricinde bir çok projede fazlasıyla iş görebilecek bir framework. Henüz içine girip haşır neşir olmasamda, büyük projeleri zend ile yapılması gerektiğine inanıyorum. İnanıyorum diyorum çünkü henüz zend’i adam akıllı kurcalamadım veya proje oluşturmadım. Geçen sene çalıştığım yerde hali hazırdaki zend ile yazılmış e ticaret sistemini kurcaladığımla kaldım desem yalan olmaz.

 

Uzun lafın kısası codeigniter’daki yararlı maddeleri sayacak olursak; hızlılık, stabilite, internetteki döküman yoğunluğu, kendi sitesindeki user_guide‘in fazlasıyla tatmin etmesi, benim hoşuma gitmesi 🙂 şeklinde sayabiliriz. Bu yazıyı niye yazdın arkadaş diyecek olursanız, mvc’ye henüz başlamayanlar, codeigniter’ı bilmeyenler için bir nebzede olsa katkımız olması amacıyla yazdım gitti.

 

Bir kaç link:

http://codeigniter.com

http://codeigniter.gen.tr

 

 

Dökümantasyon:

EN: http://codeigniter.com/user_guide/

 

TR: http://codeigniter.gen.tr/user_guide

Hadi kolay gele…

Yaz tatili…

Yazın oraya gittik burda kaldık derken heryeri çekmişim. Bir sürü abuk sabuk resimde var 🙂 pek kaliteli resimler değil ama içinde baya sevdiklerimde var… Bir kaç örnek resim ile albümü paylaşacağım 😉

 

    

 

 

Valla en sevdiklerim bunlar oldu. arada bir kaç resim daha var sevdiklerimdende onlarıda koyup şişirmeyelim şimdi yazıyı…. Albüme ulaşmak için link ->

Yaz Tatili 2011

Slide showuda varmış 😀 ekliyiveriyim…

 

 

 

Yine uzun zaman sonra…

Yine uzun bir aradan sonra bloguma yazı yazıyorum. Bu blog işleri pek bana göre değil heralde ya. Hiç bakmıyorum, haber bile girmiyorum. İnsan arada yazılım yada ilgi alanıma göre bir yenilik girer 🙂 ama nerdeee. Büyük ihtimal bu yazıdan bir asır sonra yeni bir yazı girerim, yada kendimi yalancı çıkarıp blogumla ilgilenirim. Neyse konuya girelim…

 

Konu olarak bişey yok aslında. Klasik yaz tatili zamanları işte. Oturup ne yaptığımı tek tek yazmıcam bana kalsın orası 🙂 Aslında blog zihniyeti pek oturmadı ülkemizde. Tam olarak “blog” kullanan çok az gördüm doğrusu. Ya haber girmek için kullanılır yada şiir miir yazmak için (ilk aklıma gelenler bunlardı). Abi girin ilk aklınıza gelenleri, yazın ruhsal durumunuzu, paylaşın gezdiğiniz yerlerin fotoğraflarını. İnsanlar kendini ulu orta yerde ifade etmekten çekiniyor sanırsam. Benim yazmamam tamamen tembellikten 😀 hiç bakasım yazasım gelmiyor. Umarım bundan sonra daha çok ilgilenebilirim….

 

Yaz tatili bitti biticek. Bu süre zarfında eskişehir, istanbul, çanakkale, ayvalık, kuşadası, bodrum çizgisi çizip bol bol gezdim valla 😀 Bende bu kadar gezeceğimi tahmin etmiyodum. Planlı olarak sadece eskişehir vardı, diğer yerlerden bazıları zorunluluktan bazıları spontane gelişen olaylar. Yoğun intibak sınıfı temposundan sonra güzel geldi bu gezmeler. Heralde yeni bir tempoya girmek için fazlasıyla deşarj olmuşuzdur 🙂

 

Uzuun bir yazınında sonuna geldik 😀 Kendimi yalancı çıkarmak için uğraşıp sitemle ilgilenmeye çalışacağım. Hadi kalın sağlıcakla…

Arama
Eskiye rağbet olsa bitpazarına nur yağardı. 'Yeniden' korkmayın.
September 2011
M T W T F S S
« Apr   Dec »
 1234
567891011
12131415161718
19202122232425
2627282930  
.
  • P3